2009’un En Leziz 6 Albümü #2: Florence + The Machine- Lungs
#6 Wolfmother- Cosmic Egg
#5 Arctic Monkeys- Humbug
#4 Mando Diao- Give Me Fire
#3 Kasabian- West Ryder Pauper Lunatic Asylum

İngiltere’yi bu yıl müzikal anlamda ikiye bölen kadınla tanışın.
Florence Welch, 2009’un başında EP’leriyle Ada’da inanılmaz bir ilgiyle karşılanmış, BBC kendisini takdim etmiş, Glastonbury gibi dev bir festivale özel olarak davet edilmiş ve Blur’ün turnesinde alt grup olarak yer almış. “Miş’li geçmiş zaman kullanıyorum çünkü Florence + The Machine’i bir gün televizyonda denk geldiğim “The Drumming Song” klibiyle tanıdım ve arkasında dönen bu kadar olaydan bihaber şekilde albümü bulup dinlemek için uğraştım. İngiltere’de yaşamıyoruz ki herkesi anbean takip edebilelim :(
Florence Welch 1986 doğumlu bir Londra’lı. PJ Harvey ve Bjork gibi bir kariyere sahip olmayı dileyen, aralarında Nirvana, Green Day, Kate Bush, Annie Lennox, The Velvet Underground ve Celine Dion bulunan çok çeşitli bir müzik zevkine sahip. Müzik zevki ve kariyer hedefine baktığımız zaman sesinin rengini, şifresini çözmek kolaylaşıyor. İlk defa duyduğumda PJ Harvey ile Tori Amos karışımı bir sesi olduğunu düşünmüştüm. Hakkında bilgi toplarken de yanılmadığımı anladım. Sesinin yanısıra, kişiliği ve sahne performansı ile de çok farklı tepkiler alan çünkü gerçekten “farklı ve garip” bir tarzı olan bir kadın.

“Kurtar beni buradan Florence!”
Florence’ın grubu, yani The Machine’i oluşturan kısmı aralarında arkadaşları da bulunan çeşitli sanatçılardan oluşuyor. The Lungs’ın ilk single’ı aslında albümün resmi çıkış tarihinden neredeyse tam bir yıl önce, Haziran 2008’de yayınlanan Kiss With A Fist. Aralık 2008’de ikinci single Dog Days Are Over, ve albümün çıkış single’ı Rabbit Heart ile birlikte tüm beklentiler tavan yapmıştı Florence için. Genel kanı, 2008’den beri çok iyi EP’leri ve single’ları yayınlanan bu grubun albüm ile birlikte üzerilerindeki beklenti baskısına yenik düşüp büyük bir hayal kırıklığı yaşatacakları yönündeydi. Ancak bunun tam aksi gerçekleşince bu kez bu beklentiyle avuçlarını ovuşturanlar hayal kırıklığına uğrayıp yorumlarında belden aşağıya vurmaya başladılar. Florence’ın başından beri en büyük destekçilerinden biri olan NME dergisi yorumunda albümden ziyade Florence’a, tarzına ve hakkında çıkan haberlere odaklanarak albüm için birkaç cümle yer ayırarak “bu kadar yaygaradan sonra fena olmayan bir albüm” kanaatine varmış ve okuyucularından tarafsız olmadıkları yönünde ciddi eleştiri almış. Öte yandan başta BBC olmak üzere albümü yorumlayan dergi, tv, gazete, blog vs. Lungs’ın kesinlikle beklentileri-belki de fazlasıyla- karşılayan ve yılın hem en iyi hem de en iyi ilk albümü (debut) olduğundan hemfikir. Hatta yeni Kate Bush olduğuna dair yorumlara da rastlamak mümkün.

Lungs, benim gibi güzel kadın sesinden çabucak etkilenen müzikseverler için bulunmaz bir nimet adeta. Albüm gerçekten işini şansa bırakmayan dev prodüktörlerin elinden çıktığından - Paul Epworth(Kate Nash), James Ford(Arctic Monkeys Last Shadow Puppets), Steve Mackey(Pulp)- kalitesi tartışılmaz bile. Florence, soul temelli ve indie rock ve biraz da pop içeren şarkılarının hepsinde birbirinden farklı hisler uyandıran 13 hikaye anlatıyor. Benim bu albüm hakkında tarafsız olmama imkan yok o yüzden öne çıkan bir şarkı ismi vermekte zorlanıyorum ama Girl With One Eye(sayesinde Tori Amos’tan sonra şarkı içinde en güzel nefes alan ikinci kadının Florence olduğunu iddia edebilirim) ve Drumming Song döne döne dinlediğim albümde her çalışında daha bir heyecanlandığım şarkılar oluyor. “Bilindik ortamlarda” albümün deluxe versiyonunu bulabilirseniz, EP’lerden ve demolardan oluşan 7 şarkıyı daha dinleyebilirsiniz.
Lungs, eğer listemdeki bir numaradaki albüm bu yıl piyasaya çıkmasaydı kesinlikle o tahta rahatlıkla oturabilecek kalitede ve güzellikteydi. Onun yerine bu nadide albümü “Yılın En İyi İlk Albümü” ödülüyle şereflendireyim ve müsadenizle Florence’ın güzelliğine ve sesine dalıp gideyim…