A TEXT POST

2009’un En Leziz 6 Albümü #3: Kasabian-West Ryder Pauper Lunatic Asylum

#6 Wolfmother- Cosmic Egg
#5 Arctic Monkeys- Humbug
#4 Mando Diao- Give Me Fire

Öncelikle “En Akılda Tutulamayan ve Tek Seferde Yazılamayan Albüm Adı Özel Ödülü”nü de kazandığını söyleyelim West Ryder’ın.


Arkadaş ortamında albümün adını söylemeye çalışırken, Eylül 2009.

Kendi çevremde müzik, film ve kitap gibi kültürel konularda ilk keşfi yapan ben olurum zaman zaman. Kasabian’da o keşiflerimden biridir açıkçası. İlk duyduğumda kimse haberdar değildi bu gruptan bende büyük bir keyifle tek başıma tadını çıkardım kendi isimlerini taşıyan ilk albümlerinin. Club Foot, Processed Beats, Reason Is Treason, Ovary Stripe şarkıları hala daha grubun en iyi parçalarındandır benim için. Sonra, yavaş yavaş güzel soundtrack peşinde olan futbol oyunları (PES ve FIFA serileri) keşfetti Kasabian’ı ve geniş kitlelere yayıldı. İkinci albüm Empire ilkine kıyasla daha kötü eleştiriler alsa da Empire, Shoot The Runner, bence klibiyle de bir Kasabian klasiği olan Me Plus One ve Sun-Rise-Light-Flies, By My Side gibi şarkılar barındırıyordu ve kesinlikle iyi bir albümdü. Tam da Empire henüz tazeliğini korurken 2006 yılında Rock’n Coke Festivali için ülkemize gelmiş ve çok başarılı bir performansla kendilerini henüz tanımayan Türk dinleyicilerin de beğenisini kazanarak buradaki hayran kitlesini arttımışlardı. İçimdeki en büyük uktelerden biridir o sene Rock’n Coke’a gidememiş olmam…

Çıkarmayın Beni Bu Tımarhaneden

Grup, listemde bu yılın en iyi 3. albümü sıfatına layık gördüğüm West Ryder’ı Haziran ayında çıkardı ve hem eleştirmenlerden hem de dinleyicilerden tam not almayı başardı. Gerçekten de ilk 2 albümde oluşturdukları tarzı korurken ortaya bambaşka bir iş çıkarmayı başarmışlar. Benim için müzik tarihi ve türleri arasında 12 şarkılık harika bir yolculuk demek West Ryder. “Underdog” ile Kasabian’ın klasik Electronica soslu rock açılışını yaptıktan sonra, “Where Did All The Love Go” ile Modern Britpop’a giriş yapıyor, FIFA 09 oynayanların bildiği, inanılmaz bir gaz etkisi yaratan “Fast Fuse” ile klasik rock’n roll 21. yüzyıla taşınsaydı nasıl olurdunun cevabını aldıktan sonra Take Aim ile sanki bir gece kulübüne giderken yolsa sizi havaya sokan “o” şarkıyı dinlermiş gibi hissediyor, akabinde akdeniz sahillerine bir tura çıkıyoruz Thick As Thieves ile. Bitmedi. Rosario Dawson’un sesiyle şereflendirdiği West Ryder Silver Bullet bizi vahşi batıya götürüyor, Vlad The Impaler ile o az önce gitmek üzere yola çıktığımız gece kulübünde çılgın atıyoruz. Bu çeşitliliği, geçtiğimiz on yılın en orijinal ingiliz çalışmalarından olan Gorillaz projesinin ilk albümünün de prodüktörlüğünü yapan Amerikalı Dan the Automator’un Kasabian için yine aynı koltuğa oturmasının etkisi de var kuşkusuz. Sonuçta, içinde neredeyse hiç boş şarkı barındırmayan, çıktığında İngiltere listelerine direkt bir numaradan girip ancak Michael Jackson’ın ölümüyle ani patlama yapan albümleri tarafından geçilen ve müzik otoriteleriince övgüler yağdırılan bir albüm West Ryder.

Tarzlarında Madchester ekolünden, özellikle de The Stone Roses’dan ciddi izler barındıran Kasabian, belki de Verve’ün, Oasis’in bıraktığı yerden bayrağı alıp 10’lu yıllara taşıyacak en güçlü adaylardan biri (Ian Brown veya Gallagher kardeşler kıyamet alameti sayılabilecek olan gruplarını yeniden toplama kararını almadıkları sürece…ki sanmıyorum). West Ryder hiç tartışmasız grubun şimdilik en iyi albümü ve bu onlara çok ciddi bir referans sağlıyor önümüzdeki yıllar için. Umarım biz sevenlerini yanıltmazlar ve Kasabian adını her duyuşumuzda heyecanla neler yaptıklarına kulak kabartmaya devam ederiz.