A TEXT POST

2009’un En Leziz 6 Albümü #5: Arctic Monkeys-Humbug

#6: Wolfmother-Cosmic Egg

Eğer müzikle bi şekilde ilgiliyseniz ve Arctic Monkeys adını hala duymadıysanız dünyaya hoş geldiniz.

Dünya.


Bu dört genç 2002’de kurdukları gruplarıyla Ocak 2006’dan beri müzik dünyasını sarsmaktalar. İlk albümleri (Whatever People Say, That’s What I’m Not) İngiltere müzik tarihinin en hızlı satan “ilk albüm”ü oldu. Yerinden ettiği grup BritPop tanrılarından Oasis’ti. Bunu başardıklarında grubun yaş ortalaması 20’ydi. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaş bile değil. Adlarını ilk duyurdukları single’ları “I Bet You Look Good On The Dancefloor” ile birlikte “Fake Tales Of San Francisco”, “The View From The Afternoon” ve “When The Sun Goes Down” gibi şarkılarla yaşlarının getirdiği enerji patlamasını bizlere aktarmayı kusursuz bir şekilde başarmışlardı.

İkinci albümleri “Favourite Worst Nightmare”, “Whatever…” gibi bir şeyler bekleyenleri şaşırtmıştı; albüm dinleyiciye statik bir grup olmadıklarını haykırıyormuşcasına daha sert ve daha gürültülüydü. ilk single “Brianstorm” bunun kanıtı olarak sunulabilir. Bol bol The Smiths etkileri bulunan FWM’den çıkan diğer single’lar  ”Fluorescent Adolescent” ve “Teddy Picker“‘dı ancak “505” ve benim favori Arctic Monkeys şarkılarımdan biri olan “If You Were There, Beware” de klasik Arctics şarkıları arasında yerini almıştı.

Bana Martaval Okuma

Arctic Monkeys, 3. albümleri Humbug’ı bu yılın Ağustos ayında yayınladı. Bu albümün en önemli özelliklerinden biri prodüktör koltuğunda sevdiğimiz bir başka güzel insan, Josh Homme’un (Queens Of The Stone Age, Eagles Of Death Metal, Them Crooked Vultures) oturuyor olması. Bu durum, albümün daha karanlık, daha sakin ama aynı zamanda iki albümün enerjisini barındıran ve her an patlayacakmış hissi veren bir yapıya bürünmesini sağlamış. Evet Humbug, önceki iki albümden daha farklı, belki daha iyi değil bile denebilir (ki ben katılmıyorum) ancak Arctic Monkeys’in müzikal yeteneğinin ve farklılığının bir belgesi olarak değerlendirilebilir. Okuduğum bazı yorum ve eleştirilerde Humbug’ın dinlemesi ve alışması en zor Arctics albümü olduğu ifade ediliyor ama ben buna katılmıyorum. Aksine Humbug, en çabuk alıştığım ve en sevdiğim Arctic Monkeys işi. Bunda albümün kardeş grup Last Shadow Puppets’tan da esintiler taşıması etkili olabilir. “My Propeller” albümün genel havası hakkında bir ipucu veriyor. “Crying Lightning”, “Potion Approaching”, “Fire and Thud”, en sevdiğim Arctic Monkeys şarkısı “Dance Little Liar”, “Pretty Visitors” ve “The Jewellers Hands”, bonusları (harika bir “Red Right Hand” cover’ı içerir) saymazsak zaten 10 şarkılık tracklist’in 7 güzel şarkısını oluşturuyor. E öyleyse nasıl iyi bir albüm denemez Humbug’a, nasıl yılın en iyi albümleri listelerinde adı geçmez?

Arctic Monkeys 00’lı yılların en önemli müzik olaylarından biri.  İngiliz müziğini şekillendiren ilham kaynaklarıThe Beatles, The Smiths, The Clash, Cream gibi gruplardan aldıkları “tüyolarla” Indie/Alternatif Rock yapıyoruz ayağına çok ciddi bir şekilde Britpop’u da yeniden yaratmayı kafaya koymuşlar gibi gözüküyor. Burada grubun kurucusu Alex Turner’a ayrı bir parantez açmalıyım. 60’lı yılların müziğini çok seven(belli olmuyor mu?) bu adamın müzikal dehası Arctics’in bugünkü konumuna gelmesindeki en önemli unsur ve kendisinin yan projesi “The Last Shadow Puppets” eğer devam edecekse-ki öyle gözüküyor- en az Arctics kadar önümüzdeki yıllara damgasını vuracaktır. Puppets için ayrı bir yazı yazmak umuduyla, Arctic Monkeys’e tekrar bir selam edelim ve 4 numaraya geçelim…